Kısa sürede unicorn statüsüne ulaşan Loom Games için tasarladığımız ofiste temel amacımız, oyun stüdyosunun yaratıcı dünyasını doğrudan tematik bir dile dönüştürmeden, çalışma kültürünü ve ekip ruhunu besleyen bir mekansal kurgu oluşturmaktı.

İşlevsel kurgu, odaklanma ile bir arada olma arasındaki farklı çalışma biçimleri etrafında şekillendi. Açık çalışma alanları; toplantı, odaklanma ve servis birimleriyle desteklenerek sakin ve ferah bir çalışma ortamı oluştururken, sosyal alanlar ve farklı ölçeklerdeki buluşma noktaları ofisin şehir manzarasına hakim bölgelerinde konumlandı. Amfi, ortak çalışma masaları, lounge alanları ve daha küçük çalışma nişleri; gün içinde bireysel çalışmadan ekip buluşmalarına, gündelik karşılaşmalardan etkinliklere uzanan farklı kullanım biçimlerine olanak verecek şekilde tasarlandı. Bu alanların mümkün olduğunca esnek, dönüşebilir ve gerektiğinde birbirinden ayrılabilir olması, ofisin değişen ihtiyaçlara uyum sağlayabilmesinin önemli bir parçası oldu.

Mekanın malzeme kurgusunda, mevcut yapının açıkta bırakılan beton yüzeyleri ve teknik altyapısına karşılık, açık renk ahşaplar, tekstiller ve yumuşak geometrilerden oluşan sıcak ve sakin bir dil oluşturduk. Loom’un renkli ve yaratıcı dünyası ise bu nötr arka plan içerisinde kontrollü odaklar olarak ortaya çıkıyor. Pixel Flow’un domuz karakterleri farklı ölçeklerde heykelsi objelere, akustik aydınlatma elemanlarına ve oturma birimlerine dönüşürken; Loom’un ilk oyunu Twisted Tangle’ın birbirine bağlanan ve çözülen halatları, kullanıcıların doğrudan etkileşime girebildiği oynanabilir bir enstalasyon olarak mekana taşındı. Loom logosu ise karşılama alanındaki heykelsi yorumundan tavandan sarkan aydınlatma elemanlarına ve esnek toplantı alanlarındaki puflara kadar farklı biçimlerde ofisin içinde yeniden karşımıza çıkıyor. Ekibin yaratıcı ve geek kültürü de birlikte seçtiğimiz kitaplar, figürler ve objeler aracılığıyla mekânın gündelik hayatının bir parçası haline geliyor.

Sonuçta Loom Games Ofisi’ni; odaklanmayı ve sosyalleşmeyi aynı yapı içinde destekleyen, stüdyonun oyun dünyasını doğrudan temsil etmek yerine onun yaratıcılığını mekana taşıyan, sıcak, sakin ve davetkar bir çalışma ortamı olarak ele aldık. Gün ışığı, şehir manzarası ve gün içinde değişen kullanım biçimleriyle ofis, ekibin üretimine sabit bir dekor olmaktan çok, onunla birlikte yaşayan esnek bir arka plan oluşturuyor.

 

Fotoğraflar: İbrahim Özbunar

Start typing and press Enter to search

Shopping Cart